Listeler, Kadınlar, Umutlar

“Bir süredir hayat çok kolay; birileri her şeyi listeliyor, derli toplu önümüze koyuyor: Kahvaltı yapılacak en iyi kafelerden bilmem neyi sevmemizin on nedenine, Çin’in delikli yapılarından dünyaya kazık çakmamıza yarayacak bilmem kaç yiyeceğe kadar merak ettiğimiz / merak edebileceğimiz / merak ettiğimizi bilmediğimiz her konuda minik rehberler. Amaç güldürmek, eğlendirmek, hoşça vakit geçirtmek, sosyal medyada bolca paylaşılmak ve elbette reklam-tanıtım.

Geçtiğimiz yılın popüler liste konularından biri de kadın mimarlardı. Çeşitli web siteleri farklı başlıklarla kadın mimarları listelediler. “Gözden kaçmış 10 kadın mimar”, “A’dan Zaha’ya mimarlığı değiştiren 26 kadın”, “Kadınlar tarafından tasarlanmış en cool 6 bina” ya da “Ataerkil toplumları aşarak ilkleri gerçekleştiren 20 kadın mimar” gibi başlıklar altında, dön dolaş aynı isimleri —Türkçe yayın yapan sitelerde araya Türkiye’den kadın mimarları da sokarak— farklı sıralamalarla önümüze koyan listelere baktık bolca. Bir sürü kişi sosyal medya hesaplarında paylaştı bu listeleri. Çoğu zaman yorumsuz paylaşılan bu listelerin niye paylaşıldığını düşünmek de bana kaldı.” 

Kadın mimarlar, kariyerlerinin ilerleyen yıllarında nereye kaybolurlar? Yazının devamı burada…

Seni Bana Vermediler

Futbol, öyle anlatıldığı gibi birleştirici bir takım sporu değil açıkçası. Örneğin bir kız çocuğunun futbol oynamak istemesi, şaşkınlıkla karşılanıyor, günümüzde bile. “Çünkü bırakın oynama isteğini, futbol sevdiğini dile getiren bir kadın, başkasına ait bir şeye göz dikmiş gibi utandırılır: Çünkü futbol hâlâ bir erkek sporu, belki de erkekliğin son kalesi… Cinsiyetinden bağımsız olarak çoğu kişi şöyle düşünür: Elbette kadınlar da futbol izleyebilir —hatta çok ilgilenmiyor olsak da, oynayabilir bile (nitekim kadın ligleri var artık) ama hobi olarak. Dolayısıyla bir kız çocuğun futbol oynamak istemesi, tenis ya da voleybol oynamak istemesinden farklı olarak, en azından şaşırtıyor ve tartışmaya neden oluyor hâlâ.” Yazının devamı burada…