Satürn’ün Çocukları

Francisco de Goya, ” Saturno devorando a su hijo”, 1819-1823

Şimdiki zamanda bulunmak, insan evladının en beceremediği ya da dayanamadığı şeylerden biridir. Popüler kültürün ve reklamcıların sürekli günü yakalamayı övüp yüceltmesine, kendine yardım kitaplarının ânı nasıl yaşayacağımıza dair onlarca tavsiye vermesine rağmen, üzerinde durması zor, kaygan bir tepe gibidir şimdi: Ya ileri kayıverir aklımız ve gönlümüz ya da geri.

Manifold’da geçen ay yayınlanan yazı, melankoliğin zamanla kurduğu ilişkiye bakıyor. Rönesans döneminde itibarları iade edilen Satürn’ün çocuklarının geçmişle nasıl bir derdi var? Yazıyı bu linkten okuyabilirsiniz.

Malihulya

By Caspar David Friedrich - The photographic reproduction was done by Cybershot800i. (Diff), Public Domain, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=1020146
Caspar David Friedrich,  Wanderer above the Sea of Fog, 1817-1818 

Melankoliye “malihulya” ya da “kara sevda” demişler Doğu’da… İbn Sina, aşk melankolisine kapılanların tedavisinde “maşuk hakkında ileri geri konuşmayı” önermiş mesela…

Manifold’da devam eden melankoli yazılarının beşincisinde, Doğu’nun melankoliyle macerasına baktım. Bir yaz gecesi, bir hastanenin radyoloji bölümünde, bir MR cihazı içinde duyduğum şarkıdan yola çıkarak “melankoli bir Batı hastalığı mı” diye soruyorum. Yazının devamı burada.

Öğle Vakti Şeytanı

Manifold’da melankoli üzerine yazıyorum bir süredir. Dizinin 4. yazısında, insanlığın başına en çok Orta Çağ’da musallat olmuş bir miskinlik türünü, acedia‘yı anlattım. Yaz aylarının sıcak öğleden sonralarında üstümüze basanından tutun da procrastination‘a, oradan acedia‘ya uzanan türlü çeşit miskinlikleri okumak için buraya tıklayın.

Öğle vakti şeytanıyla mücadeleden zaferle çıkanların en ünlüsü ise herhalde Aziz Antonius: Azizin bu mücadelesi öyle olağanüstü ki; ya da daha doğrusu şeytanın Antonius’u baştan çıkarmak için yaptıkları o kadar ilginç ve çekici ki, bu hikayeler yüzyıllar boyunca sanata tekrar tekrar konu olmuş. “Aziz Antonius’un Baştan Çıkarılışı” Michelangelo’dan Hieronymus Bosch’a, Cézanne’dan Dali’ye kadar onlarca ressama ilham olmuş. Aşağıda birkaç örneğini görebilirsiniz.

Hieronymus Bosch, The Temptation of St Anthony, 1501
Kaynak: wikimedia commons
Michelangelo, The Torment of Saint Anthony, 1487-88
Kaynak: wikimedia commons
Salvador Dali, The Temptation of Saint Anthony, 1946
Kaynak: dalipaintings.com

Gerçeklerden Westeros’a

2 yıl önce, 2017 yazında, Game of Thrones‘un 7. sezonunun sonunda, fantastik türüne tazelenen heyecanımla şöyle demişim: “Post-truth evrenindeki çaresizliğimizden yeniden hakikate giden yol belki de fantastikten geçiyor. Nitekim bu aralar, attığı atom bombaları sadece şehirleri yok etmeyip gelecek nesilleri de yaralayan uçakların olduğu bir dünyadansa, ağzından ateş saçan üç ejderhanın yaşadığı bir dünyayı tercih edebilir ve bunun ‘gerçeklerden Westeros’a kaçış’ olmadığını, aksine, ‘alternatif hakikatlerin’ panzehrinin ‘alternatif evrenler’ olduğunu sonuna kadar iddia ederim.” Yazının tamamı için burayı tıklayın.

Bir Anıta Fotoğraf Altı

Travma anıtları, kaybın ya da yokluğun anıtlarıdır. Bir yandan kaybettiklerimizi anarken bir yandan da kayba sebep olan nedenleri hatırlatarak bir uyarı görevi üstlenmeleri beklenir. Savaş, soykırım ya da terör olaylarının yıkıcı etkileriyle yüzleşerek geçmişten öğrenilmesi, “bir daha asla” mottosunun önerdiği gibi günümüze yönelik iyileştirici bir etki bırakmaları umulur.

New York’taki  9/11 Anıtı’ndan yola çıkarak travma anıtları üzerine yazdım, bu linkten okuyabilirsiniz.  

Kara Safranın İcadı

Frederick Sandys (1829-1904), "Melancholia", Kaynak: Tate Koleksiyonu

İnsanın başına en çok ve en uzun süre dert olmuş illetlerden biri melankoli: Bir hastalık, bir ruh hâli, kültürel bir kavram ya da bazen mizaç. Tutacak/tutunacak bir köşesini bulamayacağınız kadar karmaşık biçimli bir şey gibi. Mevsimi sonbahar, kuru ve soğuk, elementi toprak, gezegeni Satürn… Hüzünlü, karanlık, vesveseli, kuşkucu… Hipokrat en baştan yapmış en temel tanımını: Uzun süren nedensiz endişe ve korku.

Melankoli üzerine bir yazı dizisine başladım. İşte ilk yazı: Kara Safranın İcadı

O Nazik Canavar!

Baudelaire’in “Kötülük Çiçekleri” için gravür, Jean Veber, 1896

Her çağın hastalığı, durup durup nükseden bir salgın bu sıkıntı!

19. yüzyılda bir alienist olan Brierre de Boismont 1850 yılında yayımlanan bir makalesinde o dönemde arttığını düşündüğü intiharların nedeni olarak sıkıntıyı [ennui] inceler ve “düşünen insan sıkılan bir hayvandır” der. 19. yüzyılın sonlarına doğru, Fransız romancı Paul Bourget lafı dolandırmadan “modern insan sıkılan hayvandır” yazar. Baudelaire’e göre ise o “nazik bir canavar”dır.

Melankoli dizisinin ikinci yazısını Manifold’da okuyabilirsiniz

Barca Nostra

Venedik Bienali 58. Uluslararası Sanat Sergisi 11 Mayıs 2019’da açıldı. Bu yıl Bienal’deki işlerin çoğu, çoktan belasını bulmuş bir dünyayı anlatıyor kanımca. Bunların arasında “Barca Nostra”nın (2015 yılında, Avrupa’ya geçmeye çalışan en az 800 yolcusuyla birlikte batan balıkçı teknesi) sergilenmesi, ne anlama geliyor? 


Manifold’da başladığım “Melankoli” serisinin 3. yazısında çok önemli bir tartışmaya yol açan konuyla ilgili düşündüklerimi toparlamaya çalıştım bu kez….

Okumak için burayı tıklayın